iletişim Banyosu 1 Telefona Değil İnsana Günaydın Banyosu
iletişim Banyosu 1 Telefona Değil İnsana Günaydın Banyosu
Edebiyat Evi | Kt Sanat ve Edebiyat Platformu, iir, makale, hikaye, deneme, serbest ks

1. iletişim Banyosu 1 Telefona Değil İnsana Günaydın Banyosu

Üniversitede iletişim dersindeyiz. Herkes not almak için kağıdı kalemi hazırlamış beklerken Pelin Hocamız içeri girdi ve hepimizi ters köşe yaptı. "Önce selâm sonra kelâm" diyerek söze başladı. Evlenenden ayrılana, sözlenenden küs olana kadar hepimize tek tek sordu; birbirimiz hakkında bilmediğimiz ne varsa Pelin Hocaya döküldü diller. Biz de bu sayede birbirimiz hakkındaki bilgileri güncelledik.

Hoca sordu: "Sabah evdekilere günaydın diyor musun?"

Aradığı yanıtlara o şaşırmadı ama biz birbirimizi duydukça şaşırdık. Pelin Hoca karşımızda bir ayna gibi durdu; yanaklarımız kızardı, omuzlarımız çöktü. Bizi bize bir arkadaş gibi içtenlikle anlatıyordu. "Peki çocuklar," dedi, "Sabah kalkınca ilk ne yaparsınız, telefona hemen bakar mısınız?" İtiraflar gelmeye başladı. Bizi büyüten ana babadan esirgediğimiz günaydını, bir kul yapısı olan telefona diyor, onu sıcacık sarıyorduk.

Hoca devam etti: "Asansörde, otobüste selam veriyor musunuz?" Aldığı yanıtlara şaşırmayıp o tiz sesiyle bağırıverdi: "Yabani misiniz siz? Medenileşin!" Kadınların yanlış anlaşılma korkusunu, erkeklerin kurlardan korkan hallerini, ama en çok da kız kıza bile alınmayan selamları anlattı. Ön sıradan birinin "O versin, ben vermem" demesine kükredi: "Benim babam eve girene kadar selamlaşarak yürür çocuklar!"

Ahlaki çöküşten, sanal kumardan ve dijital bağımlılıktan bahsetti. "Bireysel silahlanma hakkında ne düşünürsünüz?" deyince kurşunlar girdi beynimize. O an kendi ruh dünyamda Gazze’yi, elinde taş tutan çocukları ve onlara doğrultulan silahları düşündüm. Pelin Hoca ise şaşırtmaya devam ediyordu: "Siz benim henüz şeytana dönüştüğümü görmediniz daha hiç!" dedi. Sokak hayvanlarını besleyene merhametli derken birbirimizi dinlemediğimizi, anlamadığımızı söyledi. Araştırmalara göre 40 kişilik bir otobüste 4 tane ağır ruhsal sorunlu kişi olduğunu, toplumca ruh hastası olduğumuzu ve şiddetin genlerle aktarıldığını anlattı.

Dersin sonunda reçeteyi verdi: Kendini doğru anlatmak için kitap okumalısın, sınırlarını bilmeli ve "hayır" demeyi öğrenmelisin. "Hayır" demek sizi saygın ve kıymetli kılar.

Ben ise ders çıkışında o etkili soruların ardından Hocama itirafımı yapıp rahatlamıştım. "Hocam," dedim, "Babam avcı ve üzerime kayıtlı ruhsatlı silahlar var. Emaneti ehline vermek gerekir diye düşünmüş olacak ki bana emanet etti." Hoca gülümsedi, "Ne silahları, markası ne, baban polis mi yoksa?" diye sordu. "Hayır hocam avcı," dedim, marka bile söyleyemedim. "Birkaç kuş vur gel de yiyelim," deyince; "Hocam gökyüzünde uçan kuşa nasıl ateş edebilirim ki..." diyebildim.

Bu "iletişim banyosu" sonrasında sınıfta bir kaynaşma oldu. Şimdi bir karar aşamasındayız: Sınıfça gerçekten bowlinge mi gideceğiz, yoksa telefondaki bowlingi oynamaya devam mı edeceğiz?

Not: Bu yazı, üniversitedeki İletişim dersinde hocamız Pelin Hanım’ın bizi gerçeklerle yüzleştirdiği o sarsıcı anların bir yansımasıdır. Buraya yapacağınız her yorum, her bir 'itiraf' veya düşünce, dersin devamı niteliğinde bizzat hocamıza iletilecektir. Sizin aynanızda neler görünüyor?

Lütfü Taş

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Comments

https://acikvenet.com/assets/images/user-avatar-s.jpg

0 comment

Write the first comment for this!

Facebook Yorumları

Disqus Yorumları