Diyarbakırlı Erdoğan Amcayla Helalleşin

Edebiyat Evi | Kt Sanat ve Edebiyat Platformu, iir, makale, hikaye, deneme, serbest ks

Başımıza gelen her olayda birini veya birilerini suçlamak o kadar kolay ki... Hele bir de o kişiyle birlikte bir saniye bile yaşamadan arkasından atıp tutmak, zihinlerde mahkûm etmek! Duyduklarımızı sorgulamadan yaymak, yalan yanlış bilgiyi doğrulamadan kulaktan kulağa fısıldamak, "o böyle, şu şöyle" diyerek gerçekleri ve hikmetleri görmeden saptırmak... Ferasetli olamamak, daraldıkça beddua edip fark etmeden de ah almak ne büyük vebal!

Ayağına taş takılan, hemen Sayın Cumhurbaşkanımızı, Diyarbakırlı Erdoğan Amca’yı suçluyor. "Görmedim, bilmiyorum ama duydum" diyerek başlıyorlar söze. Neymiş efendim; dini kullanıyormuş... Kendi babam geliyor aklıma; yoklukların içinde sekiz kardeşine hem ana hem baba olan babam... Onları doyurabilmek için mecbur kalıp yaptıklarını, yıllar sonra kapı kapı gezip helallik alışını kim biliyor? O "hırsız" damgasını yapıştıranlar, babamın tövbesinden, o yetimlerin karnını nasıl doyurduğundan haberdar mı? Hiç mi yer yok gönlünüzde affetmeye, bu kadar mı daracık yürekleriniz?

Maraş depreminde bile ağır faturalar ona kesildi. "O yasaklasaydı bunlar olmazdı" dedikleri mecralarda zehir saçanlar; peki siz elinizi taşın altına koyup kaç kez bir yanlışı düzeltmek için çabaladınız? Sayın Erdoğan’ın barış için, bu vatanın selameti için verdiği mücadeleyi göremeyen o basireti bağlanmış kalplere sesleniyorum: Dur de artık kendine!

Abdülhamid Han’ın hatıra defterini okurken, en yakınındakilerin kurduğu o kirli ittifakları görmeyen var mı? Bugün de tarih tekerrür ediyor. Araştırmadan, aslına vakıf olmadan suçlamak Müslüman olana yakışır mı? İftiranın dinimizdeki sınırı bellidir, vebali ağırdır.

Gelin, geç olmadan helalleşin Erdoğan Amca’yla... Kalp kırmak Kabe yıkmaktır; hakikati karalamaktan vazgeçin.